Uzun bir süre, benim için güzel bir yaşam başlamak üzere diye
düşündüm. Gerçekten güzel bir yaşam! Ama her zaman, aşılması gereken bir engel
daha vardı önümde. Öncelikle yapılması gereken bitmemiş bir iş, tamamlanması
gereken bir hizmet, ödenecek bir borç...
Hemen sonra güzel bir yaşam başlayacak. Sonunda
yaşamın zaten bu engellerden oluşmakta ve mutluluğun sırrının bu engellerin
aşılmasında olduğunun ayırdına vardım. Asıl yol mutluluğun ta kendisidir. Öyle
ki yaşanan her anın keyfini çıkarmalı ve bu anları özel biri ile paylaşarak
daha da keyfini duyumsamalıyız. Zaman hiç kimseyi beklemez, zamana ayak
uyduramazsanız, her zaman onun gerisinde kalmaya mahkumsunuzdur.
Öyleyse, daha fazla mutlu olmak için; okulun
bitmesini, okula gitmeyi, on kilo vermeyi, 6 kilo almayı, çocuk sahibi olmayı,
çocukların büyüyüp evden ayrılmalarını, işe başlamayı, emekli olmayı,
evlenmeyi, boşanmayı, cuma akşamını, cumartesi sabahını, yeni bir araba ya da
ev almayı, baharı, yazı, sonbaharı, kışı, ayın birini, şarkınızın
radyoda çıkmasını, ölmeyi ya da yeniden doğmayı beklemeyin.
Mutluluk
sizin için bir hedef değil yol olmalıdır…
İnsanoğlu mutluluğu hep hor
kullanıyormuş...
Hep şikayetçi hep bıkkınmış...
Birgün melekler mutluluğu saklamaya
karar vermişler...
Saklayalım, zor bulsunlar...
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya...
Sorun büyükmüş...
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü...
Kimisi:
'' Everest'in tepesine saklayalım'' demiş, kimisi:
'' Atlas Okyanusu'nun dibine'' demiş.
Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası...
Bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi..
Sigara paketi, lale bahçesi...
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş...
Derken meleklerden biri:
'' iÇLERİNE SAKLAYALIM '' demiş... '' Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!!!''
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış...
Bilişim sektörünün global bazda çalışanlarını bir araya getiren CA World etkinliğinin konuşmacılarından biri de Guy Kawasaki idi. “Art of Innovation” (Yaratıcılık Sanatı) başlıklı sunumu ile iş geliştirme, başarılı olma ve bunu sürekli kılma konusunda bir kişinin Cem Yılmaz tadında bir şovla birikimini ortaya koyabileceğini de görme fırsatı buldu katılımcılar. Apple’ı Apple yapan mühendislerden olan, “Tanrı gibi yarat, kral gibi yönet, köle gibi çalış” düsturunun sahibi Kawasaki, Garage Technologies Venture isimli risk sermayesi şirketinin sahibi. Kendi bulduğu veya kendisine ulaşan fırsatları değerlendirme, bunların orta ve uzun vadeli potansiyelini bir bakışta ölçme konusunda hatırı sayılır bir beceriye sahip. Peki nedir yaratıcılık sanatı? Kawasaki’ye göre, yaratıcılık konusunda uyulması gereken 11 kural var.
1. İlk kuralla başlayalım: Anlam yaratmak. Kawasaki’nin tabiriyle, ‘daha önce yapılmayanı yapmak.’ Kawasaki’ye göre kısa zamanda çok para kazanmayı istemek, eğri oturup doğru konuşursak, mantıklı bir istek değil. Bunun yerine aklı ve sermayeyi, yapılmayanı yapmak için zorlamak çok daha akıllıca. Kawasaki buna Nike reklamında yer alan sloganı örnek gösteriyor ve şunları söylüyor: “Bir kadın genelde kontrol edemediği şeylerle ölçülür. Ölçü kriterler 90-60-90, yaşı ve başka bir sürü sayılır. Ama dışarıdaki tüm bu ölçütlere, kadının kendi içinde kim olduğu gerçeği dahil edilmez. Eğer bir kadın ölçülecekse, bırakın o kadın kontrol edebildiği şeylerle yani kim olduğu ve kim olmaya çalıştığı ile ölçülsün. Çünkü her kadının bildiği gibi, ölçümlemeler sadece istatistiktir ve istatistik yalan söyler.” 2. İkinci kural, bir slogan ve bir hedef belirlemek… Ama Kawasaki’nin üzerinde ısrarla durduğu gibi, kesinlikle laf kalabalığı yapmadan bu sloganı ve hedefi ortaya koymak. Çünkü gereksiz laf kalabalığı, hem markasının neyi ne oranda yapabildiği konusunda soru işareti oluşturabiliyor, hem markaya yönelik güvensizlik sebebi olabiliyor. Kurum felsefesini özetleyen bir sloganda gereksiz sözlere yer olmadığını vurgulayan Kawasaki, “Kısa ve öz olması esastır. Eğer uzun uzun bir şeyler anlatma çabası varsa, o zaman yalan söyleniyordur” eleştirisini de eksik etmiyor. Kawasaki’nin kısa ve öz sloganlara da örnekleri hazır. Misal Wendy’s’in ‘Sağlıklı fast food’, Nike’ın ‘Güvenilir atletik performans’, eBay’ın ‘Ticareti demokratikleştirmek’ sloganları Kawasaki’nin ilk aklına gelenler. 3. Bir adım yukarı atlamak, Kawasaki’nin üçüncü kuralı. Telgraftan telefona ve oradan da VolP’ye ulaşan iletişim süreci, Kawasaki’ye göre harika bir örnek. Ama Kawasaki, bir sonraki basamağa adım atan herkesim ‘kazanan’ olmadığını da hatırlatıyor ve buna şöyle örnek veriyor: “Yıllar önce ABD’de buz hasatı yapılan tarlalar vardı. Çünkü buzun çok çeşitli işlevlerinden yararlanabilmenin başka yolu yoktu. Sonra buz fabrikaları kuruldu. İnsanlar ihtiyaç duydukları buzu, buz tarlası sahibinden değil, fabrikadan buzu alıp tüketiciye satan noktalardan temin etmeye başladı. Ama bugün hepimizin evinde bir buzdolabı var. Bu basit üründe bile bir gelişme oldu ama bu gelişimi gören herkes kazanmadı. Yani her buz hasatçısı fabrika kurmadı ve her buz fabrikası kuran da daha sonra buzdolabı üretmedi. Bunlar arasında boşluğu ve fırsatı görenler vardı ve kazanan da onlar oldu” dedi. 4. Dördüncü kural da zarı atmak var. Ama İngilizce’de zar anlamına gelen ‘dice’, Kawasaki’nin elinde ‘DICEE’a dönüşüyor. Gelelim harflerinin ne anlattığına. ‘D’ ‘Deep’, yani derin anlamına geliyor. Burada Kawasaki’nin verdiği iki örnek gerçekten derinliğin boyutunu gösteriyor. Bunlardan biri tabanında şişe kapağı açacağı olan spor ayakkabı, diğeri ise içinde belli bir miktarda içecek depolayabilen bir plaj terliği. Her iki ürün de okyanus kıyısında yaşayan gençlerin ihtiyaçları ışığında geliştirilmiş. Öyle inanılmaz bir knowhow falan söz konusu da değil. Basit bir fikir ama derin. ‘I’ harfi ise ‘Intelligent’ yani zeki anlamında Kawasaki’nin öğretisinde yer buluyor. Buna örnek ise Panasonic’in BF-104 model feneri. Bu feneri farklı kılan, her ölçütte pili bir arada kullanarak çalışabilmesi. Elinizdeki büyük ve küçük pilleri bir arada kullanarak ışığa kavuşabiliyorsunuz. ‘C’, ‘Complete’ yani eksiksiz anlamına geliyor ve Kawasaki’nin burada örneği ise Lexus. ‘E’ ‘Elegant’, yani zarif anlamını taşıyor ve eski bir Apple çalışanı olmasının da etkisiyle belki, Kawasaki’nin burada verdiği örnek, iPod Nano, gelelim son harfe… Son ‘E’, ‘Emotive’ yani duygusal anlamını taşıyor. Buradaki örneğimiz ise genciyle yaşlısıyla belli bir kitlenin sadece kullanmadığı, hayat tarzını da adapte ettiği Harley Davidson. Kawasaki’ye göre herkes Harley Davidson motora hayran değildir. Ama onun hayranı olanlar da ondan kopamaz. Çünkü kolay kırılmayacak bir duygusal bağ vardır. 5. Zarın köşelerini tanımladıktan sonra gelelim beşinci Kawasaki kuralına: Panik yapma, pis ol, yola devam et. En mükemmeli beklemek, Kawasaki’ye göre boş bir bekleyişten öte değil. Beklemek yerine Kawasaki’nin önerisi, farklı olanı yaratmak için çabalamak, bunu yaratmakla da yetinmemek. Çünkü her ‘yeni’ şeyin de bir ömrü var. Ve eskiyi yenilemek de bir meziyet. 6. Altıncı kural insanları kutuplara ayırmak. Kawasaki bu konuda şunları söylüyor: “Bu ürkütücü gelebilir ama bunu yapmaktan da korkmamak gerek. Çünkü herkes sizin hedef kitleniz olamaz. Bu kitlede bir seçim ve bir eleme yapmak zorundasınız. Birilerini hedef kitleniz olarak seçerken, birilerini de yok sayacaksınız. Bunu yapmaktan korkmamak gerek. Herkesi hedef kitleniz olarak düşünüp hareket ederseniz, o zaman kimse size dönüp bakmaz.” 7. Gelelim yedinci öğretiye. Yüzlerce çiçeğin açmasına izin verin. Kawasaki, “Bir çok pazara tohum bırakıyorsunuz ve hangilerinin kök saldığını görün ve neyin hasatını yapacağınızı bilin” sözleriyle özetliyor düşüncesini. Birçok şirket hiç beklemediği tarzda tüketicilerin ürünlerini aldığını görünce afallıyor. Hedef kitlesindeki müşterilerin, yine beklenmedik yolarla yaptığı alışverişler de şirketleri şaşırtmaya yetiyor. “Bazen en iyi müşterileriniz, sizin olmasını istediğiniz kitle olmayabilir. Siz satışınıza bakın, paranızı alın” diyen Kawasaki, bu sefer de bulaşık süngeri Brillo’dan örnek veriyor ve şunları söylüyor: “Brillo’yu icat eden kişi tencere tava satıyordu. Sonra parlak bir fikirle ortaya çıktı ve bulaşık süngerine, toz sabunla kaplı ince çelik iskelet yapısını kattı. Böylece müşterilerinin ilgisi, onun tencere tavalarından bulaşık süngerlerine kaydı. İşte Brillo böyle doğdu.” 8. Sekizinci kuralımız, ‘değiş bebeğim değiş.’ Kawasaki’ye göre uygulanması gereken en zor kural da bu zaten. Kastetilen sürekliliği olan değişim ve gelişim, bunu yaparken de yeni özellikler katmak ve bekleneni vermeyen özellikleri ortadan kaldırmak. 9. Dokuzuncu kural, ‘Kendinizi farklı kılın.’ Kawasaki’nin burada kast ettiği, farklılık ve teklik parametrelerinden hangisi öncelik olarak belirlenirse, bunlar ışığında çalışmaların da değiştiği. Daha doğrusu farklılık ve tekliği ne ölçüde karıştıracağınız, ortaya koyacağınız kokteylin tadını da belirliyor. 10. Kawasaki’nin on numaralı öğretisi. 10/20/30 dizisini takip etmeyi içeriyor. Kawasaki’nin ne yaparsan kısa ve öz yap düsturunun bir parçası aslında bu. Görsel içerikli bir sunum hazırladığınızda 10’dan fazla fotoğraf kullanmayın, sunumunuz en fazla 20 dakika sürsün ve sunumda kullandığınız yazının büyüklüğü 30 font olsun. Kör göze parmak misali, 30 font çok büyük gelebilir. Ama Kawasaki’ye göre günlük hayatta kullandığımız küçük 12 font çok da akılda kalacak bir şeyler sunmuyor. 11. Ve gelelim son kurala: Daha önce bir şeyler deneyip fazla başarılı olmamış kişilerin sizi aşağıya çekmesine izin vermeyin, geçmişteki başarısızlığı nedeniyle bugün kıskançlıkla karışık karamsarlık sunanlara yenilmeyin. Kawasaki bu kişileri ‘bozo’ olarak tanımlıyor. “İyi bir fikir varsa, bunun için olmaz, yürümez diyenler olacaktır. Aldırmayın” nasihatini veren Kawasaki, bu kuralına da çok vurucu örnekler gösteriyor. Bunlardan biri, 1943 yılında IBM başkanı Thomas Watson’ın sarf ettiği bir söz: “Bence en fazla beş bilgisayarlık bir dünya pazarı var.” Bir tane daha ve bu da, 1876 tarihinde Western Union’ın kendi iç yazışmalarından: Telefonun, iletişim adına ciddi olarak ele alınması gereken çok fazla eksi var. Araç, bize bir değer taşımıyor. “ Peki ya 1977 yılında Digital Equipment’ın kurucusu Ken Olsen’in sözleri… “Bir kişinin evinde bilgisayar istemesinin bir sebebi yok” Bu arada öz eleştiri yapmayı ihmal etmeyen Kawasaki, hala pişman olduğu benzer bir kararını anlatmadan geçemiyor ve şunları söylüyor: “Eşimi havaalanından almam gerekiyordu ve aynı saatlerde de bir internet şirketiyle de iş görüşmem vardı. Şirkete gitmem için çok uzun bir yolda araba kullanmam gerekiyordu. Ben de üşendim. Hem zaten o internet şirketinin de işe yarar şeyler ortaya koyacağına pek inanmıyordum. Bu yüzden gitmedim görüşmeye. O şirket Yahoo’ydu ve yıllar önce gitmediğim bu görüşme yüzünden CEO’luk fırsatını yitirdim. O üniversiteli parlak gençler arasında tek olgun adam ben olacaktım oysa. Neden bu kadar aptalca hareket ettiğime hala yanıyorum. Siz siz olun benim gibi ‘bozo’ olmayın.
Bir bilimadamının tıp konusunda yeni ve çok önemli buluşları olmuştu. Bir gazete muhabiri röportaj yaparken kendisine, ortalama bir insandan nasıl olup da daha farklı ve yaratıcı bir insan olduğunu sormuş. Kendisini diğerlerinden ayıran özellik neymiş?
Bilimadamı bu soruyu "iki yaşındayken annesinin yaşadığı bir deneyim nedeniyle" diye yanıtlamış. Bilimadamı buzdolabından süt şişesini çıkartmaya çalışırken, şişe elinden kayıp yere düşmüş ve ortalık süt gölüne dönmüş. Annesi mutfağa geldiğinde, ona bağırmak, söylenmek ya da cezalandırmak yerine, "Robert, ne kadar güzel bir hata yaptın! Daha önce bu kadar büyük bir süt gölü görmemiştim. Evet, olan olmuş. Şimdi birlikte burayı temizlemeden önce biraz yerdeki sütle oynamak ister misin?" demiş. O da eğilip, oynamış yere dökülen sütle. Birkaç dakika sonra annesi, "Robert, bu tür bir şey yaptığında, bunu senin temizlemen ve herşeyi eski haline getirmen gerektiğini biliyor musun? Bunu nasıl yapmak istersin? Bir sünger mi kullanalım, bir havlu ya da bir bez mi? Hangisini istersin?" demiş. Robert süngeri seçmiş ve birlikte yere dökülen sütü temizlemişler. Daha sonra annesi, "Biliyor musun, burada yaşadığımız olay, senin iki minik elinle bir süt şişesini taşıyamadığın kötü bir deneyimdi. Şimdi arka bahçeye çıkalım ve şişeyi suyla doldurup, senin dolu bir şişeyi düşürmeden taşımanı sağlayalım" demiş. Küçük çocuk şişeyi boğazından iki eliyle tutarsa, düşürmeden taşıyabileceğini öğrenmiş.
Ne güzel bir ders!
Bu ünlü bilimadamı daha sonra, o anda bir hata yaptığı zaman bundan korkmaması gerektiğini öğrenmiş. Yapılan hataların yeni bir şeyler öğrenmek için çok güzel fırsatlar olduğunu anlamış.
İşte bilimsel araştırmalardaki deneyler de bu temele dayanır zaten. Bir deney başarısız olsa bile, o deneyden çok değerli bilgiler elde edilir.
Bütün annebabalar çocuklarına, annesinin Robert'a davrandığı gibi davransalar çok daha iyi olmaz mı?
Cesaretin bittiği yerde esaret başlar Bir Hint masalina göre, kedi korkusundan devamli endise içinde yasayan bir fare vardir. Büyücünün biri fareye acir ve onu bir kediye dönüstürür.
Fare,kedi olmaktan son derece mutlu olacagi yerde bu kez de köpekten korkmaya baslar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüstürür. Kaplan olan fare,sevinecegi yerde avcidan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, neyaparsa yapsin farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski halinedöndürür.
Ve der ki,
"Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüregi var.O yüzden ben sana yardim edemem."
Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor: "insanlarin çogu kaybetmekten korktugu için sevmekten korkuyor..
Düsünmekten korkuyor, sorumluluk getirecegi için. Konusmaktan korkuyor, elestirilmekten korkttugu için. Yaslanmaktan korkuyor, gençligin kiymetini bilmedigi için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir sey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor, aslinda yasamayi bilmedigi için."
1- Ucuz araba kullan ama, alabilecegin en guzel evi al. 2- Adam gibi uc fikra ogren. 3- Sevinclerini sakin erteleme. 4- Esini cok iyi sec. Cunku bu secim mutlulugunun veya bedbahliginin %90'ini olusturur. 5- Hergun 30 Dakika yuruyus yap. 6- Her yemekten once sukret. 7- Bir arkadasina sirrini aciklamadan once iki kere dusun. 8- Maas cekini imzalayan kisileri asla elestirme. 9- Kaybedecek seyleri olmayan insanlardan kork. 10- Gozunun onunde hep guzel seyler bulundur. 11- Cocuklarin, adet kelimesini duyduklarinda seni hatirlayacak sekilde yasa. 12- Dinine ait kitabi tam anlamiyla okumak icin kendine bir yil sure tani. 13- Kendini ve baskalarini affetmesini bil. 14- Ilkyardimi ogren. 15- Biri seni kucakladiginda ilk birakan sen olma. 16- Hergun 6 bardak suyunu icmeyi unutma. 17- Seni seven insanlari koru. 18- Zor da olsa ailenle tatil yapmak icin herseyi dene. Bu tatildeki anlar, hayatinin en degerli anlarindan biri olacak. 19- Kendine yapilmasini istemedigin hicbirseyi baskalarina yapma. 20- Basariya, ic huzura kavustugun, saglikli oldugun ve sevildigin zamani degerlendir. 21- Iyi ve basarili bir evliligin iki seye bagli oldugunu unutma : a) Dogru insani bulmak b) Dogru insan olmak. 22- Ebeveynlerini, esini ve cocuklarini elestirmek istedigin zaman dilini isir. 23- Sevimsiz olmayacak sekilde ayri fikirde olmayi ogren. 24- Cesaretli ol, hayatina geri baktiginda yaptiklarin icin degil yapmadiklarin icin uzuleceksin. 25- Cok mukemmel buldugun bir fikri baskasinin engellemesine izin verme. 26- Keyifsizliklerini aciga vurma. 27- Nasil bir duygu oldugunu ogrenmek icin 24 saat kimseyi ve birseyi elestirme. 28- Evliligini guzellestirmek icin hergun birseyler yap. 29- Iyilik dolu bir sozu ve iyiligin etkisini asla kucumseme. 30- Cocuklarin hakkinda baskalarina iyi birseyler soylerken, birak onlar da duysun. 31- Guc, sahip oldugun mallarla ilgili degildir. Unutma !!! 32- Cocuklarini anlamaya calis, yargilamaya degil. 33- Kalem ve not defterini daima yaninda tasi. 34- Zaman ve kelimeleri bosyere harcama, ikiside cok degerli. 35- Insanlarin yaptiklari olumsuz seyleri degil, ileride yapacaklarini dusun. 36- Senden az ya da cok parasi olanlarla, paran hakkinda konusma. 37- Birseyi elde etmek cok caba sarfettiysen, tadini cikarmak icin zaman ayir. 38- Birisinin kahramani ol. 39- Neyi ve kimi destekledigini insanlara soyle. 40- Sadece ask icin evlen.
1. Sık sık seni seviyorum ve sana ihtiyacım var demeyi unutmayın. 2. Aşk şiiri yazın. 3. Yağmurda el ele yürüyün. 4. Radyodan onun için şarkı isteyin. 5. Ruj ya da traş kremi ile aynaya "seni seviyorum" yazın. 6. Çantasına, cüzdanına ya da yastığının altına küçük aşk notları saklayın. 7. Kahvaltıda kalp şekilli tostlar yapın. 8. Gazetenin kişisel bölümüne aşk notları yazın. 9. Şehir içinde fayton gezintisine çıkın. 10. Süpriz haftasonu tatili hazırlayın. 11. Sevgilinizin ufak tefek gündelik ev işlerini yapın. 12. Ajandasındaki uzak tarihlere ikiniz için randevular yazın. 13. En sevdiği restorana reservasyon yaptırın. 14. Gidilecek filmi seçmesine izin verin. 15. Ona ayak masajı yapın. 16. Kalp şeklinde bir kitap ayıracı yapın ve okuduğu kitabın arasına koyun. 17. Romantik müzik CD'si koyun ve dans edin. 18. Sadece ikiniz için sürpriz parti düzenleyin. 19. Sevgilinize pofuduk oyuncaklar alın. 20. Birbirinizin falını okuyun. 21. Birbirinizde en çok sevdiğiniz 10 özelliğin listesini yapın. 22. Bu listeyi göze görünecek bir yere koyun. 23. Onun adını vücudunuza dövme ile yazdırın. 24. İkiniz için bir fotoğraf albümü hazırlayın. 25. Birlikte kampa gidin ve sadece bir uyku tulumu alın. 26. Bir şişede, balonda ya da sandwichte aşk notu gönderin. 27. Sevdiğini bildiğiniz bir çizgi film karakterini taklit edin. 28. Birlikte duş alın. 29. Işıkları loşlaştırıp kanepede tv izleyin. 30. "Özür dilerim" deyip, öpüp barışan taraf olun. 31. Birbirinize masaj yapın. 32. Gün boyunca her saat başı öpüşün. 33. Bir sepet dolusu şirin hediyeler gönderin. 34. Banyo aynasındaki buhara "Senin için deliriyorum" yazın. 35. Kocaman bir kurdele ile yatağınızı paketleyin. 36. Onun benzin deposunu doldurun. 37. 18 yaşında gibi davranın hatta piercing yapın. 38. Sebepsiz yere bir buket çiçekle çıkın karşısına. 39. Birlikte scrabble oynayın, kullanabildiğiniz kadar aşk kelimesi kullanın. 40. Ona köpük banyosu hazırlayın, etrafına mumlar yakın. 41. Parkta piknik yapın. 42. El ele tutuşun. 43. Evde mum ışığında romantik bir yemeğe giden yolu gül yaprakları ile donatın. 44. Bir hayır kurumuna sevgiliniz adına bağış yapın. 45. Onun kıyafetlerini yerden kaldırın ve ona bu konuda hiç birşey söylemeyin. 46. Eski siyah beyaz filmlerden seyredip patlamış mısır yiyin. 47. İlk randevunuzu yeniden yaşayın. 48. Bir oyun ya da maç bileti alarak ona sürpriz yapın. 49. Beklenmedik bir anda onu kucaklayın. 50. Üzerinde hiç düşünmeden, ani bir hediye alın. 51. Sadece "Seni düşünüyorum" demek için mail gönderin. 52. Eve kocaman bir balon buketi getirin. 53. Kahvaltısını yatağa götürün. 54. Yılbaşı ağacı için ikinizin resmi olan bir süs hazırlayın. 55. Elim sende oynayın. 56. Arabasını yıkayın ve konsoluna aşk notu bırakın. 57. Birlikte bir çiçek dikin. 58. Telesekreterine sevimli bir mesaj bırakın. 59. Bir geceliğine otelde kalın. 60. Karın üzerine melek resimleri çizin. 61. Her "merhaba" ve "hoşçakal" ı kucaklayarak ya da öperek mühürleyin. 62. Şehir dışına doğru kısa bir araba gezintisine çıkın. 63. Geceyi yıldızları seyrederek geçirin ve birlikte dilek tutun. 64. Yer ya da mekan umursamadan ara sıra ona göz kırpın. 65. Birlikte komik hayvan isimleri düşünün. 66. Birbirinize şiir okuyun. 67. Doğumgünlerinizi birlikte kutlayın. 68. İkinizin güzel bir resmini cüzdanınıza koyun. 69. En sevdiği kitabı ya da CD'yi sebepsiz yere ona hediye edin. 70. İş yerine şeker, yiyecek, resim ve aşk notları ile dolu bir moral paketi gönderin. 71. Bir gece dışarı çıktığınızda insanlara balayında olduğunuzu söyleyin. 72. Kırda yürüyüşe çıkıp birbirinizin baş harflerini ağaca kazıyın. 73. Sizin için yaptığı ve sizin sıradan kabul ettiğiniz herşey için küçük teşekkür notları yazın. 74. Şömineyi yakın ve şeker pişirin. 75. En sevdiğiniz TV şovunu kaydedin ve geceyi konuşarak geçirin. 76. Bulaşıkları birlikte yıkayın, sonra birbirinizin ellerine krem sürün. 77. Ona bir aşk mektubu yazın, sonra da onu yap boz parçaları gibi kesin. 78. Gizli işaretler belirleyin ve kalabalık içindeyken bunları kullanın. 79. Takviminize sadece ikiniz için hafta ortasırandevusunu düzenli olarak işleyin. 80. Çamaşırları birlikte yıkayın. 81. Romantik Tiyatro: Haftasonu birbirinizin en sevdiği romantik sahneleri canlandırın. Cumartesi sizin, Pazar onun günü olsun. 82. Onu işyerinden arayın ve randevu isteyin. 83. Sanki birbirinizi bir aydır görmüyormuş gibi davranın. 84. Özel birşeyler yapmak için yazılı davetiye gönderin. 85. Birbirinize kitap okuyun. 86. Penceresinin önünde durun ve romantik bir şarkı söyleyin. 87. En sevdiği şekeri montunun cebine saklayın. 88. Sesinizi kaydettiğiniz bir kaseti arabasındaki teybe yerleştirip açık bırakın ki arabayı çalıştırdığı anda çalmaya başlasın. 89. Açık hava sinemasına gidin. 90. İkiniz de yatağa girdikten sonra açık kalan ışığı söndürün. 91. Fırtına çıktığında birbirinize sıkı sıkı sarılın. 92. Ölümsüz aşkınızı telgraf ile açıklayın. 93. Romantik bir yemek hazırlayın ve en iyi porselenlerinizde servis yapın. 94. Boynuna kocaman bir öpücük kondurarak onu şaşırtın. 95. Beklenmedik iltifatlar yapın. 96. Bir külah dondurmayı paylaşın. 97. Salonun ortasında piknik yapın. 98. İkinizin aptal bir fotoğrafını çekin ve çerçeveletin. 99. Okuduğu derginin içine aşk kartları saklayın.
Kotu gunumde yanimda olmadigin zaman vazgectim. Canin
sikildiginda benimle paylasmadigini, kirilacak veya tedirgin
olacak olsam bile dusuncelerini acikca soylemedigini anladigim
zaman vazgectim.
Bana yalan soyledigini anladigim zaman vazgectim. Gozlerime baktiginda kalbinle bakmadigini ve bana hala soylemedigin seyler oldugunu hissettigimde vazgectim. Her sabah benimle uyanmak istemedigini, gelecegimizin hicbir yere gitmedigini anladigim zaman vazgectim. Dusuncelerime ve degerlerime deger vermedigin icin vazgectim. Agrilarimi dindirecek sicak sevgiyi bana vermediginde vazgectim. Sadece kendi mutlulugunu ve gelecegini dusunerek beni hice saydigin icin vazgectim. Tablolarimda artik kendimi mutlu cizemedigim ve tek neden sen oldugun icin vazgectim. BENCIL OLDUGUN ICIN VAZGECTIM!! Bunlardan
sadece bir tanesi senden vazgecmem icin yeterli degildi, cunku
sevgim yuceydi. Ama hepsini dusundugumde senin benden coktan
vazgectigini anladim. Bu yüzden ben de senden vazgectim.
Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş. Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.Usta ressam şöyle demiş: "İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma."
"Bilmeyen, ve bilmediğini de bilmeyen bir aptaldır. Ondan sakının. Bilmeyen, ve bilmediğini bilen bir öğrencidir. Ona öğretin. Bilen, ve bildiğini bilmeyen, uykudadır. Onu uyandırın. Bilen, ve bildiğini de bilen, akıllıdır. O'nu izleyin."
Allah’ım, geçmiş ömrümde yaptıklarımı,
gelecekte yapacaklarımı,
gizli islediklerimi, aleni yaptıklarımı,
israflarımı, benim bilmediğim
fakat senin bildiğin kusurlarımı affet.
İlerleten sen, gerileten de sensin,
senden başka ilah yoktur