Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna’nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik Meserret Kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler...
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye’yi
bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.
İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
ne boya…
Sen benim gözümde bir hiçsin artık, Nefretim, aşkımı aştı bu gece, Bugün ki sözlerin söz müydü artık Son sözün sabrımı aştı bu gece,
Kolayca bitsin bu diyemedin de Salladın, savurdun basiretsizce Hiç mi ders almadın onca gezdik de Yağmurun rahmeti aştı bu gece,
Yürümeyen neydi,ilişkimiz mi? Günüm bomboş deyişimiz mi? Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi? Yalanın doğrunu aştı bu gece
Evlenmek hayali kapımda idi Giriş kat evimin boyası yeni Mobilyan, takımın, alınmış idi Vuslatım tadını aştı bu gece
Yemedim yedirdim ne varsa sana Üç kuruşum olsa verirdim daha Memurdum yoksuldum hatırlasana Hafızam haddini aştı bu gece
Ayakların donmuş, üşümüştün de Gece yatamamış üzülmüştüm de Bir ay oruç tutup yememiştim de O çizmen boyunu aştı bu gece
Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile Allahtan beklenir kul bilmese de Kızgınlığım buna, sebep ise de Sabrım miadını aştı bu gece,
Onca gez toz benimle, seviyorum de Sonra git nişanlan bir de ona de Şerefsizlik değil de, nedir bu söyle Küfrüm edebimi aştı bu gece,
Sana son bir sözüm, nasihatim var Aldığım ahlakla bir terbiyem var Sana, seni doğuran ana deyip geçmek var Saygım adabımı tuttu bu gece, Gönlümün romanı bitti bu gece Hangisine yansam şimdi gün gece Ömrümden beş yıl gitti bu gece...
Öyle bir hayat yasiyorum ki, Cenneti de gördüm,cehennemi de Öyle bir ask yasadim ki, Tutkuyu da gördüm,pes etmeyi de Bazilari seyrederken hayati en önden, Kendime bir sahne buldum oynadim Öyle bir rol vermisler ki, Okudum okudum anlamadim Kendi kendime konustum bazen evimde, Hem kizdim hem güldüm halime, Sonra dedimki "söz ver kendine" Denizleri seviyorsan,dalgalari da seveceksin, Sevilmek istiyorsan,önce sevmeyi bileceksin Ucmayi seviyorsan,düsmeyi de bileceksin. Korkarak yasiyorsan,yalnizca hayati seyredersin. Öyle bir hayat yasadim ki,son yolculuklari erken tanidim Öyle cok degerliymis ki zaman, Hep acele etmem bundan, anladim.
Ne güzel enseyi geçmemesi saçların Alnımızda bitmesi Tane tane olması kirpiklerin Tel tel olması kaşların Ne güzel insan yüzü Elmacık kemiği ve on parmak Ya dünyamız bütün bu mevsimler Bulutlar telli kavak ve İstanbul
"Bilmeyen, ve bilmediğini de bilmeyen bir aptaldır. Ondan sakının. Bilmeyen, ve bilmediğini bilen bir öğrencidir. Ona öğretin. Bilen, ve bildiğini bilmeyen, uykudadır. Onu uyandırın. Bilen, ve bildiğini de bilen, akıllıdır. O'nu izleyin."
Allah’ım, geçmiş ömrümde yaptıklarımı,
gelecekte yapacaklarımı,
gizli islediklerimi, aleni yaptıklarımı,
israflarımı, benim bilmediğim
fakat senin bildiğin kusurlarımı affet.
İlerleten sen, gerileten de sensin,
senden başka ilah yoktur